Gönderen: maglor1903 | 20 Ocak 2012, Cuma

Bu topraklarda kardeşlik kazanacak

Küçükler için şehir efsanesi durumundaki hikayeler hep ilgi çekici olmuştur.

Aslında çağlar arası yaşam farkından dolayı, yaşanmışlıkların ütopik gelmesidir hikayeleri çekici kılan.

Neyse.

Küçüktük..

Aile toplantılarında şimdiye göre tartışılmayacak sıklıkta bir araya gelirdik.

Anılar anlatılırdı.

Geçmiş yad edilirdi.

Geçmişin bir yerinde hep onlardan söz edilirdi.

Ermenilerden.

Köyümüz eski bir Ermeni köyü olduğu için yaşlıların özellikle yoğun anıları vardı.

Anlatırlardı,

Merakla dinlerdik.

Yaşlı nine Ede’den bahsederlerdi mesela.

Doktor Leon’dan.

Kuyumcu Minas’tan.

Ve aklıma gelmeyen onlarcasından.

Gözleri buğulanırdı anlatanların,

Adeta yürekleri dağlanırdı.

Dedem mesela, “20 evlerdi  mahallemizde” derdi, “şimdi ise hiç kalmadılar.

Leon’dan bahsederken, gözlerinin içi gülerdi annemin: “ne zaman maaşını alsa, hep şekerleme alırdı bize” derken.

En çok yengemin anıları ilgimizi çekerdi ama..

Ermenilerin, göç ettirilmek zorunda kaldıkları için altınlarını köye gömdüklerinden bahsederdi

Göç, göç ettirilmek o zaman bizim ilgi alanımız dışındaydı. İlgilenmezdik, altın kelimesini duyduktan sonra..

Sonra büyüdük.

Niye diye sormaya başladığımız yıllara gelmiştik.

Artık anlatılanlar ütopik gelmiyordu.

Bu toprakların ezilen, acı çeken bir halkının mensubu olarak, anlayabiliyorduk Ermenileri

“Senden olmayanı yok say!”

“Senden olmayanı yok et!”

Çok da güzel başarıyorlardı da yapmak istediklerini

Zaten yok sayıyorlardı da, işlerine gelmediğinde de yok etmesini de iyi biliyorlardı.

Üniversite 3. sınıftaydım. 18 Ocak’taki son finalimin akşamı Sivas’a dönmek için otobüse binmiş,

19 Ocak sabahı sivas’ta olmuştum.

Yoğun, yorucu ve uykusuz geçen final döneminin ardından, yine yorucu ve kötü geçen bir yolculuk sonrası varmıştım Sivas’a.

Sabah yol yorgunluğunu üstümden atmak için girdiğim yataktan öğleden sonra 4 civarında çıkabilmiştim.

Televizyona bakmak istedim,

Hayatımın belki de en kötü anına şahit olacağımı bilmeden.

Kırmızı bir şeritle “Hrant Dink Vuruldu!” yazmışlardı.

Aslında, ne acıdır ki, tam da final dönemi sırasında bir arkadaş sohbetinde konusu geçmişti Hrant’ın..

Kıyacaklar demiştik, harcayacaklar güzelim adamı.

Ne kadar konusu da geçmiş olsa, toz konduramıyor insan.

Kabullenmek zor geliyor.

Ürkek bir güvercin misali koruma içgüdüsüne bürünüyorsun ister istemez çünkü

Koruyamadığın için de kahroluyorsun

Kahroluyorsun.

Lanet okumaktan başka elden bir şey gelmiyor ki ama

Güzelim, melek gibi bir insanın arkasından intikam vari yaklaşım da hoş kaçmıyor üstelik

Bugün 5 yıl oldu Hrant katledileli.

5 Koca yıl

5 adaletsiz yıl

ve şimdi bizler geç de olsa adaleti beklerken çıkageldi yurdumun faşizm dolu adaleti

sadece mitinglere katıldığı için hapse atılan arkadaşlarına destek vermek için saçını kestiren gençlere örgüt sempatizanı diyebilen adalet sistemi, Hrant’ı katletmek için ormanlarda eğitim yapanları, sistematik ve organize bir şekilde katliamı planlayanları ve gerçekleştirenleri örgüt kapsamına almadı.

Daha önce de tetikçinin çocuk mahkemelerinde yargılanmasına karar veren mahkeme verdiği son kararla Hrant’ın kemiklerini iyice sızlattı.

Ama bizlerin barışa olan inancı, kardeşliğe olan bağlılığı ve ezilen tüm halklar adına ortak hareket etmemiz sayesinde Hrant Dink mücadelemizde hep yaşayacak. Bizler O’nu “insan” olarak daima hatırlayacağız

Faşizme İnat, Kardeşimsin Hrant.. Ezilen tüm halklar adına, inatla hepimiz Ermeniyiz!!


Yorum yapın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Kategoriler

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.

Join 69 other followers